Ads Top

Yalnızlığını anlamak ve Issız Adam modunda takılmak

Hayatı yoğun bir koşuşturmanın içerisinden yaşarken insan anlamıyormuş aslında yalnızlığını. Kurulmuş saat gibi her sabah erkenden kalkıp sıcak çayını yudumlayıp kahvaltısını bitirdikten sonra işe gitmek için yollara dökülüyor, çoğu zaman iş yerinde yoğun bir tempoyla çalışıyor, akşamın nasıl olduğunu anlamıyormuş. Mesai saati bitiminde yine yollara dökülüyor, yorgun argın avine giriyor, yemeğini yiğip televizyon ya da bilgisayar karşısında biraz vakit geçirdikten sonra yatağına uzanıyor ve uykuya dalıyor.

Bu standartlar olağanüstü bir durum olmadıkça ve bayram seyran, yılbaşı, yıllık izinler ve hafta sonu tatili dışında aynı devam etmekte.

Bütün bu standartların arasında yaşam akıp gitmekteymiş meğersem, insan içinde yaşarken pek farkına varmıyormuş, tıpkı şu Josua Bell`in metrodaki kemancı deneyindeki gibi, bazı şeylerin farkına varamıyormuşum. Halbu ki dikkatliyim ve detaycıyım diye böbürlenip dururken bu durumla yüzleşmem biraz koydu diyebilirim.

Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, işten ayrıldığıma, günlerimin evde geçtiğine dair. Evet hala günlerim evde geçmekte ve aslında ne kadar yalnız olduğumu anlamaya başladım. O kadar alışmışım ki çalışmaya ve birşeylerle uğraşmaya, bütün günümü evde geçirince bol bol düşünecek ve yaşadıklarımı gözden geçirecek zamanı bulabiliyorum kendimde.


Tıpkı Issız Adam`daki gibi bu hayatı ben seçmiştim aslında, çevremde fazla insan olmasını istemedim her daim, fazla arkadaş edinmedim, çok gezip tozmadım, orda burda ortam kaygısına girmedim. Bunları yaparken de kendime göre haklı sebeplerim vardı elbette, sakin ve dingin bir hayat kurmaya çalıştım her zaman, az problemli, herşey planlı ve rutin akışında ilerleyen bir yaşam tarzını benimsemiştim. İleride evlendiğimde evime ve aileme daha çok bağlanmak, daha fazla vakit ayırmak ve hayatımın merkezinde onların olmasını planlamıştım. Bu planda ilerleken de en büyük yardımcım meğersem iş ortamımmış.

Aslında şuan için çalışmaya ihtiyacım yok, zaten Nisan`da askere gideceğim, geçtiğimiz sene üniversiteyi geç başlamanın dezavantajıyla geç bitirince, zaten 4-5 aydır bunun planını yapmaktayım, bir an önce askere gidip hayatımda büyük engel teşkil eden askerlik sorununu ortadan kaldırmak istiyordum. Hatta işten çıkarılmam benim işime geldi diyebilirim, ekstradan ihbar tazminatı alacağım ve ekstradan işsizlik maaşı bağlanacak.

İşten ilk çıkarıldığım gün "oh ne güzel bol bol yatacağım, dinleneceğim, kafamın içini boşaltacağım, stresten uzak takılacağım bir iki ay" diye düşünmüştüm. Ama işler umduğum gibi gitmiyor malesef, bir laf vardır "alışmış kudurmuştan beterdir" diye ben de çalışmaya o kadar alışmışım ki boşlukta asılı kalmış gibi hissediyorum kendimi.
Üstüne bir de hatun kişiyle anlamadığım sebeplerden dolayı limoni duruma düşünce iyice bunaltı geldi diyebilirim. Zaten bu hatun milletini anlamak imkansız. Hatta bununla ilgili bir fıkrayı paylaşayım
"florida’da sahilde bir başına dolaşan adam, yerde yarısı kuma gömülmüş bir şişe farkeder. şişeyi alıp açtığında içinden binbir gece masallarından kalma bir cin çıkar ve adama “ey yabancı, ben 3 bin yıldır bu şişenin içinde hapistim. sen beni serbest bıraktın. benden bir dilek dile, hemen yerine getireyim” der. adam şöyle bir düşünür, hayatında en çok yapmak istediği şey, havai adalarına gitmektir ama uçaktan korkar. cinden florida – havai arasına bir yol yapmasını ister ki, arabasına atlayıp havai’ye gidebilsin. cin hemen itiraz ederek “istediğini yerine getirmek için okyanusu doldurmak gerek. bu hiç de kolay bir iş değil. üstelik bu doğanın dengesiyle oynamak anlamına geliyor. gel sen bu isteğinden vazgeç, başka bir şey dile” diye ricada bulunur. adam ne yapalım o zaman deyip yeniden düşünmeye başlar. sonunda cinden kendisine kadınları anlama yeteneği vermesini ister. kadınlar nelerden hoşlanırlar, nelere gülerler, nelere ağlarlar, davranışlarındaki temel mantık nedir gibi soruların cevaplarını bulmayı umar. bu isteği duyan cin adamımıza sorar “sen boşver bu dileği de, havai’ye yolu dört şeritli mi istersin, yoksa sekiz şeritli mi?”
ve lasım kelam, Issız Adam modundayım, ne yapacağını bilmez bir halet-i ruhiye içerisinde, neredeyse dokunsan ağlacak modundayım...

1 yorum:

  1. Sadece resime bakarak binlerce hikaye yazabilirim, çok hoş resim :) Bence bulunduğun durumdan kurtulmak için yoğun uğraşlar içerisine gir ne bileyim fotoğraf çek, resim çiz, hikaye yaz.. tarafımdan test edip onaylanmıştır :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.