2009 yılı Şubat ayına ait Masaüstü Duvar Kağıtlarını indirebilirsiniz. Bu sefer hem erken yaynlamayı başardım hem de farklı alternatifler sunmaya çalıştım.

Bazılarını iki farklı boyutta hazırladım, 1280x800 ve 1680x1050 formatından uygun olanı indirebilirsiniz. 1680x1050 boyutunda olanları farklı ekren görüntülerinde test ettim bazıları problem çıkarttı onların da 1280x800 boyutunda alternatifini hazırladım. 1280x800 boyutunda alternatifi yoksa mevcut doyayı indirebilirsiniz, 1152x864 boyutuna kadar aralıklarla denedim ekran görüntüsünde problem çarpmadı gözüme.

2009 Şubat Takvimli Masaüstü Duvar Kağıdı

1280x800 |     1680x1050

Apple Iphone Wallpaper

Web 2.0 ile birlikte jguery`nin de kullanımı giderek yaygınlaştı. Daha hareketli siteler yapmak için birebir olan jquery`nin diğer dillere göre hafif yapısı ile siteleri ağırlaştırmaması tercih sebebi olmakta.

Şimdi sizlere jQuery ile yapılmış Foto Slideshow veya diğer adıyla galeri eklentilerini tanıtacağım.

Foto Slideshow Galeri Eklentisi

TEST

Kim böyle harika ofislerde çalışmak istemezki.
Ofisinin dekorasyonunu yeniden dizayn etmek isteyenlere ilham olması amacıyla, 50 adet birbirinden güzel ofis dekorasyonunu görebilirsiniz.



Bir uyku problemidir gidiyor ve gittikçe de daha vahim bir duruma dönüşmeye başladı, hergün yarım saat veya bir saat uyku saati geçikmekte, buna eş orantılı olarak uyandığım saatte ileriye doğru gitmekte.

Artık sabah`ın altısında zar zor yatağa giriyorum, saat öğleden sonra beş gibi anca uyanmaktayım. Akşamdan kuruyorum kafada yarın bir çarşıya çıkayım, mevcut bir iki arkadaşımın yanına uğrayayım bir iki laflayalım diye düşünüyorum ama uyandığımda neredeyse hava kararmış oluyor ve bende bir üşengeçlik bir rehavettir ki sormayın.

Uzun lafın kısası artık saat gece üçte beşte yatmak erken yatma kavramında lügatıma girmiş bulunmakta Allah sonumuzu hayır etsin.

Angelina Jolie Premium Widescreen Wallpaper


Angelina Jolie Premium Widescreen Wallpaper
1920 x 1200

Smashing Magazine`den yine çok güzel bir twitter icon set.

İconlar 128×128 , 256×256 ve 512×512 boyutlarında. İsterseniz de PSD, AI, EPS formatlarında indirebilirsiniz.

Cute Twitter icon set`ini indirmek için tıklayınız.





Gülüm, bu gece birden bire yüreğimde sıcak bir mermi gibi hissettim yokluğunu.
Bu gece, yaz havası gibi etimdesin.
Dişlerinle ısırdığın kızılcığa doyamadığım, karabardos sesi geliyor dere boylarından.
Bu gece ayrılığımızın, bin kere bininci gecesi galiba.
Tütün gibi tükendi zaman,
Oysa ben seni erken yaşayıp, hiç kaybetmemek için, taze, hudutsuz sevdim.
Yüreğimin yenilmez aşk tanrıcası.
Galiba, galiba bu gece yazık ve özlemlerin gecesi.

İnsanlar kapı önlerindeki ayakkabılarını içeriye almayı öğrendiği tarihlerde,
Biz, Bolivya Dağlarında dolaşıyorduk
Jaz dinlemenin ayrıcalık olduğu dönemlerde ise,
Irkçı, beyaz kamçıdan kaçan, siyah çıplak ayakların sesini duyuyor, dört açıyorduk gözümüzü.
Sevdamızın içindeki kainatın küçüklüğüne ise hem şaşırıp, hem gururlanıyorduk.
Öğle güneşinden yanmayı göze alarak yürüyorduk,
Minik ellerin avuçlarımda, sonsuz ufuklarda ki insanlığa, hürrüyet kadar sevdiğimiz
İnsanlara doğru
Galiba bu gece, bu gece ölümsüzlüğün gecesi.

Bu gece çık Boztepe'ye gülüm, seyredeyim seni tepeden tırnağa.
Sağ taraftan Değirmendere'nin kıvrak kalçalı bir kız gibi denize katılışını seyret,
Seni hissettim.

Sol taraftan Akçaabat'ın tütün kokusunu çek ciğerlerine,
Seni imrendim.

Hiç bir şey yapamıyorsan gülüm, güneşin Boztepe eteklerinde yanışını seyret,
Seni kıskandım.

Bense Bolaman virajlarında uzun saçlının yerinde çay içmekteyim bir tanem,
Az kaldı düşerim o sahillere.
Yelkenleri rüzgar içmiş Sürmene takası gibi sarhoş, açık denizlerden.
Seni özledim.

Ağzımda yarım kalmış bir öpüşme gibi Sadık Gazioğlu hocamızın bize söylediği türküyle sana geliyorum;
"ben bu kadar içmezdum
derdumden içeyirum
ağlayın beni kızlar
yandum da tüteyirum"

Gerisini sorma, o günlerden belleğimde bir tek sen kaldın lekesiz ve tertemiz, gerisini unuttum.
Daha sonraları ise ayrı düşmeyi ve sesini duyup gece yatağımdan fırlamayı öğrendim.
Sen benim korkum, yutkunuşum, uyanışlarımın en güzelisin.
Sen benim, insanlığın bütün zaman ve mekanlarda peşinden koşup da bilemediği bildiğimsin.

Galiba,galiba bu gece yağmurda gökkuşağı misali gülerken ağlamanın zamanı...
Hayatı yoğun bir koşuşturmanın içerisinden yaşarken insan anlamıyormuş aslında yalnızlığını. Kurulmuş saat gibi her sabah erkenden kalkıp sıcak çayını yudumlayıp kahvaltısını bitirdikten sonra işe gitmek için yollara dökülüyor, çoğu zaman iş yerinde yoğun bir tempoyla çalışıyor, akşamın nasıl olduğunu anlamıyormuş. Mesai saati bitiminde yine yollara dökülüyor, yorgun argın avine giriyor, yemeğini yiğip televizyon ya da bilgisayar karşısında biraz vakit geçirdikten sonra yatağına uzanıyor ve uykuya dalıyor.

Bu standartlar olağanüstü bir durum olmadıkça ve bayram seyran, yılbaşı, yıllık izinler ve hafta sonu tatili dışında aynı devam etmekte.

Bütün bu standartların arasında yaşam akıp gitmekteymiş meğersem, insan içinde yaşarken pek farkına varmıyormuş, tıpkı şu Josua Bell`in metrodaki kemancı deneyindeki gibi, bazı şeylerin farkına varamıyormuşum. Halbu ki dikkatliyim ve detaycıyım diye böbürlenip dururken bu durumla yüzleşmem biraz koydu diyebilirim.

Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, işten ayrıldığıma, günlerimin evde geçtiğine dair. Evet hala günlerim evde geçmekte ve aslında ne kadar yalnız olduğumu anlamaya başladım. O kadar alışmışım ki çalışmaya ve birşeylerle uğraşmaya, bütün günümü evde geçirince bol bol düşünecek ve yaşadıklarımı gözden geçirecek zamanı bulabiliyorum kendimde.


Tıpkı Issız Adam`daki gibi bu hayatı ben seçmiştim aslında, çevremde fazla insan olmasını istemedim her daim, fazla arkadaş edinmedim, çok gezip tozmadım, orda burda ortam kaygısına girmedim. Bunları yaparken de kendime göre haklı sebeplerim vardı elbette, sakin ve dingin bir hayat kurmaya çalıştım her zaman, az problemli, herşey planlı ve rutin akışında ilerleyen bir yaşam tarzını benimsemiştim. İleride evlendiğimde evime ve aileme daha çok bağlanmak, daha fazla vakit ayırmak ve hayatımın merkezinde onların olmasını planlamıştım. Bu planda ilerleken de en büyük yardımcım meğersem iş ortamımmış.

Aslında şuan için çalışmaya ihtiyacım yok, zaten Nisan`da askere gideceğim, geçtiğimiz sene üniversiteyi geç başlamanın dezavantajıyla geç bitirince, zaten 4-5 aydır bunun planını yapmaktayım, bir an önce askere gidip hayatımda büyük engel teşkil eden askerlik sorununu ortadan kaldırmak istiyordum. Hatta işten çıkarılmam benim işime geldi diyebilirim, ekstradan ihbar tazminatı alacağım ve ekstradan işsizlik maaşı bağlanacak.

İşten ilk çıkarıldığım gün "oh ne güzel bol bol yatacağım, dinleneceğim, kafamın içini boşaltacağım, stresten uzak takılacağım bir iki ay" diye düşünmüştüm. Ama işler umduğum gibi gitmiyor malesef, bir laf vardır "alışmış kudurmuştan beterdir" diye ben de çalışmaya o kadar alışmışım ki boşlukta asılı kalmış gibi hissediyorum kendimi.
Üstüne bir de hatun kişiyle anlamadığım sebeplerden dolayı limoni duruma düşünce iyice bunaltı geldi diyebilirim. Zaten bu hatun milletini anlamak imkansız. Hatta bununla ilgili bir fıkrayı paylaşayım
"florida’da sahilde bir başına dolaşan adam, yerde yarısı kuma gömülmüş bir şişe farkeder. şişeyi alıp açtığında içinden binbir gece masallarından kalma bir cin çıkar ve adama “ey yabancı, ben 3 bin yıldır bu şişenin içinde hapistim. sen beni serbest bıraktın. benden bir dilek dile, hemen yerine getireyim” der. adam şöyle bir düşünür, hayatında en çok yapmak istediği şey, havai adalarına gitmektir ama uçaktan korkar. cinden florida – havai arasına bir yol yapmasını ister ki, arabasına atlayıp havai’ye gidebilsin. cin hemen itiraz ederek “istediğini yerine getirmek için okyanusu doldurmak gerek. bu hiç de kolay bir iş değil. üstelik bu doğanın dengesiyle oynamak anlamına geliyor. gel sen bu isteğinden vazgeç, başka bir şey dile” diye ricada bulunur. adam ne yapalım o zaman deyip yeniden düşünmeye başlar. sonunda cinden kendisine kadınları anlama yeteneği vermesini ister. kadınlar nelerden hoşlanırlar, nelere gülerler, nelere ağlarlar, davranışlarındaki temel mantık nedir gibi soruların cevaplarını bulmayı umar. bu isteği duyan cin adamımıza sorar “sen boşver bu dileği de, havai’ye yolu dört şeritli mi istersin, yoksa sekiz şeritli mi?”
ve lasım kelam, Issız Adam modundayım, ne yapacağını bilmez bir halet-i ruhiye içerisinde, neredeyse dokunsan ağlacak modundayım...
Genelde resimlerimize efekt vermek için bazı programları kullanırız ve programları kullanmayı bilmiyorsak oldukça zahmetli, karışık ve zor bir hal alır.



Pixisnap`la bu zahmetli işi üç adımda kolay bir uygulamaya dönüştürebilirsiniz. Basitçe resminiz yükleyip özelleştirebilirsiniz. İsterseniz mozaik, isterseniz polaroid efekt uygulayabilirsiniz.

Bu ücretsiz servisi kullanabilmeniz için sadece üye olmanız gerekiyor ve bu üyelik ücretsiz.
Bu site aracılığıyla mozaik ve polaroid efekt uygulanmış bazı resimleri görmek için buradan
Siteye ulaşmak ve üye olmak için buradan
Serçe kuşları yaşam alanları bakımından Güvercinlerle beraber insanlarla en iç içe yaşan kuş türüdür. İnanılmaz sevimli ve bence yiyecek bulma konusunda olağanüstü yetenekliler. Bir gün camınızın önüne biraz ekmek parçası koyun, ertesi gün aynı saatte camınızın önüne gelecektir. Özellikle sabah saatlerinde denerseniz sizde göreceksiniz.



Merhaba arkadaşlar, Ücretsiz bilgisayar dergisi PDFDergi.com uzun zamandır blog yazarlarıyla röportaj yapmakta ve zevkle takip etmekteydik.

Geçtiğimiz günlerde kendileriyle güzel bir röportaj gerçekleştirdik.  Bilgisayarla tanışmamızdan tutunda, bloglamaya ne zaman başladığımıza dair çeşitli soruları bir güzel yanıtladık. Ayrıca Türk bloglarıyla yabancı blogların arasındaki farklara değindik ve Türk blogların mevcut potansiyelleriyle medyaya alternatif olup olamayacakları üzerine konuştuk.

PDF Dergi ile gerçekleştirdiğim röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

Sizde PDF Dergi ile röğortaj yapmak isterseniz kendilerine iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz. Tabi röportaj için blogunuzla ilgili çeşitli kıstasları var ki bunlardan en önemlisi özgün içerik.
Merhabalar olsun efendim, blogger`daki kişisel blog`um için uzun zamandır tema arıyordum.
Şöyle en basitinden 2 sütunlu, fazla geniş olmayan, yazıları ön plana çıkaracak, solda yazılar sağda sidebar, en üste güzel bir resim koyabileceğim, biraz da estetik görünecek bir tema arıyordum.
Bu düşüncelerime uygun blogger template araştırırken wordpress`de ilk kullandığım tema olan PressRow Teması aklıma geldi, hemen aradım taradım, blogger için olan versiyonunu şu adreste buldum.
Ama bu adresteki 3 sütunluydu ve 3. sütun benim için fazlaydı, oldum olası 3 sütunlu temaları da sevemedim gitti. Hemen üzerinde çalışmaya başladım ve 1-2 saat sonra bu temayı ortaya çıkarttım. Temada bazı değişiklikler yapıp orjinal Press Row wordpress temasına daha çok benzetmeye çalıştım.
Sizlerle de paylaşmak istedim.


Merhaba arkadaşlar, Ücretsiz bilgisayar dergisi PDFDergi.com uzun zamandır blog yazarlarıyla röportaj yapmakta ve zevkle takip etmekteydik.

Geçtiğimiz günlerde kendileriyle güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Bilgisayarla tanışmamızdan tutunda, bloglamaya ne zaman başladığımıza dair çeşitli soruları bir güzel yanıtladık. Ayrıca Türk bloglarıyla yabancı blogların arasındaki farklara değindik ve Türk blogların mevcut potansiyelleriyle medyaya alternatif olup olamayacakları üzerine konuştuk.

PDF Dergi ile gerçekleştirdiğim röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

Sizde PDF Dergi ile röğortaj yapmak isterseniz kendilerine iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz. Tabi röportaj için blogunuzla ilgili çeşitli kıstasları var ki bunlardan en önemlisi özgün içerik.

İşten ayrıldığımdan beri günlerimi evde geçirir oldum, sadece bir gün dışarı çıktım, onda da 2-3 saat dışarıdaydım, hava çok soğuk geldi ve hemen eve topukladım.

İşsiz kalmak çok kötüymüş be, inanın vakit geçiremiyorum bir türlü, ayrıca siteme konu da giremiyorum, üretimci kişiliğim gitti birden bire, fazla boş vakit olunca nasıl olsa yaparım deyip bir türlü başlayamıyorsunuz. Gerçekten zor bir durum, düşman başına derler ya tam olarak bu durumu yansıtıyor.

Neyse ki Cumartesi günü önce Sakarya Üniversitesine gideceğim, oradan da İzmite geçeceğim, en azından hafta sonunda birşeyler yapmış olacağım.

Pazartesiye kadar da yazı yazamam sanırım.
Merhaba arkadaşlar, bu dersimizde sizlere google özel aramasını (google custom search engine) wordpress sitemizde, ayrı bir sayfa açtırmadan ve google`ın sayfasını kullanmadan, direk olarak kendi sayfamızda ve kendi tasarımımıza uygun bir şekilde nasıl çalıştıracağızı anlatacağım.

Bu yazımıza geçmeden önce belirtmekistiyorum; bu yöntem oldukça kolay ama işlem olarak uzun ve biraz da kod bilgisi gerektirir. Daha basit bir şekilde google özel arama formunu sitenize eklemek isterseniz buradaki yazımı da incelemenizi tavsiye ederim.

Çoğu yabancı sitede görürüz bunu, ama nasıl yapıldığına dair pek detaylı bir anlatıma rastlamadım, ne yabancı sitelerde ne de Türkçe içeriğe sahip sitelerde.
Bu dersin sonunda sizde Wordpress sitenizde google özel arama sonuçlarını yayınlayabileceksiniz.
Tasarımımıza övgüler devam etmekte. Daha önceden cssbased, cssvitrini ve csscontainer`de vitrine dahil olmuştuk. Hatta şu başlıkta bundan bahsetmiştim.

Şimdi de başka bir vitrin olan css-imagine.com da vitrine dahil olduk. Hazırladığım tasarımın bu şekilde beğenilmesi emeklerimin boşa gitmediğini gösteriyor ve bu durum bana acayip gurur verici bir duygu yaşatıyor.

Gün itibariyle çok sevdiğim işimden ekonomik kriz nedeniyle eleman azaltımına gidilmesi ve benim 2 ay sonra askere gidecek olmamdan dolayı piyangonun bana vurması itibariyle ayrılmış bulunuyorum.

Her gün offffflamadan, sıkılmadan usanmadan gittiğimi hatta 1 saat 15dk da anca ulaşabildiğim ve bunu hiçbir zaman şikayet konusu yapmadığım, kimi zaman sinirlensemde ortamını sevdiğim işimden ayrılmak zorunda kaldım.

2 ay sonra askere gidecek olmanın rahatlığıyla fazla üzülmedim ama her ne sebepten olursa olsun ve her ne şekilde olursa olsun işten çıkarılmak beni çok üzdü, çevreme yansıtmamaya çalışsam da...

Genelde başlarım işinize gücünüze yeter canıma tak etti deyip, ceketi alıp giden ben olduğumdan, lise bittiği günden itibaren devamlı olarak çalışan, hem okulu bitirip hem çalıştığım bu dönemde, Gölcük depreminde verdiğim 1 aylık ara haricinde ve 2008 de yaptığım 14 günlük yıllık izin haricinde, devamlı suretle çalışmış birisi olarak işten çıakrılmak ve önümüzdeki 2-3 ay içerisinde askere gidene kadar iş bulamayacağımdan emin birisi olarak bu durum fazlasıyla canımı sıkmakta.

Şimdi bu 2-3 ay içerisinde birşeyler yapmazsam fena halde canım sıkılacak.
Bakalım hayırlısı artık, neler olacak yaşayıp öğreneceğiz.
Yeni Dünya düzeninde giderek insanlar bencilleşmeye başladı. O an için iktidar gücü kimdeyse istediği politikaları, istediği yasakları uygulamakta. Çıkarılan kanunlarla kendi güçlerini güvence altına almakta. Ama unuttukları birşey var, bu Dünya veya iktidar gücükimseye kalmadı kalmaz da zaten. Kendilerinin gücünü garanti altına almaya çalışan mevcut erk, bu gücünü kaybettiğinde (doğal süreç) rakip kuvvetleri gücünü garanti altına almış olarak kanunları bırakmış oluyor. Burada garanti altına almak derken, mevcut durumda siyasi görüşleri doğrultusunda, muhalefet mensuplarına veya muhalefete destek verenlere uygulayacağı cezai veya zorlayıcı yaptırımları yasal durumu sokmuş veya yasal olmasa dahi muhalefeti sindirici gücü elinde bulundurmuş oluyor.

İktidarların en büyük yanlışı da burada başlıyor. Kanunları kendi çıkarları doğrultusunda değil de, toplum düzenini sağlayıcı bağlamda ve iktidar gücü kimde olursa olsun toplumu siyasi görüşleri doğrultusunda yaşamaya mecbur bırakmaması lazım.
Son zamanlarda Türkiye`de de bu bağlamda yasalar çıkmakta ve bazı iktidar yandaşları bu yasalara ses çıkarmamakta. Çünkü kendi siyasi görüşlerini toplumun tamamına uygulama konusunda bu yasalar onlara çok yardımcı olmakta.

Peki bu noktada işlerin tersine gittiğini düşünürsek, her gelen iktidarın toplumu bir bakıma kaosa sürükleme ihtimali mevcut. Zaten istemese de yönetimdeki iktidarın siyasi görüşü topluma yansıyacak memnun olanlar olacak, olmayanlar olacak ve bu durum toplumunkendi içinde çatışmasına yol açacak.

Kanunlar iktidar için değil, toplum için demokratik bir şekilde çıkarılmalı, toplumun her kesiminin değerleri dikkate alınmalı. Bu konuyu özetleyecek hikayeyi aktarmak istedim sizlere. Başlıkta belirttiğim Martin Niomoller`in sözleri ile konunun nerelere varacağını, tehlikenin boyutlarını daha iyi anlatmak mümkün

Washington'daki Hitler tarafından öldürülen yahudilerin anısına yapılan bir müzenin girişinde Papaz Martin Niomoller'in sözleri var.

Bakın ne demiş.
Şimdiki Türkiye'ye ışık tutuyor sanki;

"Önce sosyalistleri topladılar,sesimi çıkarmadım,çünkü ben sosyalist değildim.
Sonra sendikacıları topladılar,sesimi çıkarmadım,çünkü ben sendikacı değildim.
Sonra çingeneleri topladılar,sesimi çıkarmadım,çünkü ben Çingene değildim
Sonra Yahudileri topladılar Sesimi çıkarmadım,Çünkü ben Yahudi değildim.
Sonra beni almaya geldiler Benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı."
Eğer sende sesini çıkarmazsan sıra sanada gelecek bundan emin olabilirsiniz.
Sizleri müthiş eğlenceli ve eğlenceli olduğu kadar da kullanımı kolay online resim düzenleme aracıyla tanıştırmak istiyorum.

Pizap`ın asıl kuruluş amacı resimlerinizi sosyal ağlarda daha eğlenceli bir şekilde paylaşmanızı ve ona çeşitli efektler vermenizi sağlamak. Ayrıca bu web sitesinde hazırladığınız resmi e-kart olarak da göndermeniz mümkün, isterseniz Pizap`ın galerisine de ekleyebilirsiniz.

Sizlere muhakkak işinize yarayacak olan geçici mail adresleri hakkında bir yazı hazırladım.

Son zamanlarda Türk web sitelerinde bir forum çılgınlığıdır gidiyor, ortalıkta o kadar çok saçma sapan forum doldu ki uyuz olmamak elde değil. Google`ın artık birşeyler yapıp forumları aramalarda daha gerilere atmasının vakti geldi de geçiyor bile.

İşte bu forumlar genelde üyelik isterler, kayıt olmak içinde gözünüz gibi baktığınız spamdan koruduğunu mail adresinizi sizden isterler, tabi üye olduktan sonrada ardı arkası kesilmeyen spamlar yavaş yavaş mailinize bulaşmaya başlar. Artık çoğu mail adresi spam filtresini ücretsiz sunsa da bazı mailler spam filtresinden geçmeyi başarıyor ve bu maillerde sadece reklam da olmuyor, virüs,  trojen vs.. de olabiliyor.

Sinirlendim !
Olayı özetlemek gerekirse bende bir tane 97 model şahin var en tüplüsünden, Allah nazardan saklasın süper araba, ne arıza çıkarır ne de en ufak bir problem. Düzenli olarak yağını ve suyunu değiştiririm, onun dışında da saniyiye gitmem. Kendi paramla aldığım ilk araba olduğu için gözüm gibi bakıyorum desem yeri var. Neyse efendim kış başlayıp havalar iyice soğumaya başladığından beri tüplü olmasına rağmen hemen çalışıyor beni soğukta ortalık yerde bırakmıyordu. Eskişehir`in soğunu bilen bilir, tüplü arabalar hatta bazen benzinli arabalar bile Eskişehir soğuğunda size şaka yapabiliyor. Geçen gün yine işyerinden çıkıp eve gitmek üzere bindim arabaya, bastım marşa sorunsuz çalıştı, aragazı verip motoru ısıtmaya başlayacaktım ki 3-5 saniye sonra stop etti, tekrar bastım marşa çalışmadı 5-10 deneme daha yaptım ama banamasın demedi.
Motor soğukken ve yeni çalıştırdığımızda çiğ yakıtı atmadan stop ederse böyle araba boğulur. Akü de anladım ki biraz zayıfmış. her seferinde birde çalıştığı için akünün durumunu anlamamıştım.
Neyse sağa bakındım sola bakındım bereket bir arkadaşı denk getirdim. Hafif bir rampa aşağı yol var otoparktan çıkarken oraya kadar (5-10 metre) elle ittirdik, rampa aşağı salıp vurdurunca hemen aldı.
Böylelikle ilk defa arabam bana kelek yapmış oldu. Gerçi suç arabadan çok bende gibi, motordaki çiğ yakıtı atmadan gaz vermeyi bırakınca böyle oluyormuş demek ki.
Tecrübeyle sabitledik bundan sonra daha dikkatli davranacağımdan eminim.
Bu Türkünün hikayesi Arvallı (yeni adıyla Bağsaray) köyünde geçer.

Arvallı(Bağsaray) Burdur`a 38 km. uzaklıkta bulunmaktadır. 1958 yılında belediyesi kurulmuştur ve şuan için büyük bir kasaba halini almıştır. Arvallı`nın çevresi bağ ve bahçelerle çevrelidir ve yeni adı Bağsaray olarak geçmesinin de sebebidir, ayrıca kendi adını alan Arvallı Eriği ve çok çeşitli meyve ve sebzeleri yetiştirmekle de ünlü bir kasabamızdır. Hatta yörenin en fazla meyve ve sebze üretilen kasabasıdır diyebiliriz.

Nostalji arabalardan hoşlanmayan yoktur sanırım. Ben de nostalji arabalardan oluşan duvar kağıdı koleksiyonu hazırladım. Pek geniş bir kolleksiyon sayılmaz ama benim favorilerim arasında hepsi.

Bu duvar kağıtlarını hazırlarken birden çok kaynak kullandım, bu kaynaklar deviantart, flickr ve interfacelift den oluşmakta. Eğer hoşunuza giden duvar kağıdı olursa bu sitelerdeki yazar sayfalarına yorum yapmayı unutmayınız.

Bazen yorucu bir iş gününün ardından, mesai bitimi yaklaştıkça, kendindeki o tuhaf sevincin kaynağını çözmeye çalışıyor insan ama bir türlü bulamıyor.
Basit bir mesai bitişi durumu olarak tanımlamamak gerek bunu, bu daha farklı içinde çocuksu bir sevinç bulunan, her dakika daha da coşturan ama iş yerinden çıkınca birden biten, unutulan, ve o temiz havada yaktığımız sigara ciğerlerimizi kirletirken aklımızdan uçup giden ve aynı durum yaşansa bile hatırlamadığımız bir sevinç sanırım.
Ya da yoğun geçen iş temposundan kurtulacak olmanın coşkusu olarak da tanımlama yapılabilir. Ama yinede bunların hiç birisi tam olarak ifade edemiyor o an ki durumu.
Evet 20 dk sonra mesai bitiyor, yorgun bir halde bitirilen bir gün, şiddetli boyun ağrısı ve o çocuksu sevinç. Sigara içecek olmanın verdiği rahatlatıcı etki...
Uzun zamandır şablonu değiştirmeyi düşünüyordum, hatta kendim mi yapsamki diye de düşünmedim değil, ama bir işe kalkıştım mı en iyisini yapmaya çalıştığımdan fazlasıyla vaktimi alacağını düşündüm, sonra aklıma wordpress`in en sade teması olan K2 geldi. Hemen google`da araştırma yaptım ve buldum. Sizde K2 Blogger temasını kullanmak isterseniz sitenin en altında indirdiğim sitenin linki mevcut oradan ulaşabilirsiniz. Genelde insanlar o alt kısmı silerler, neden sildiklerini de anlamış değilim, adam emek veriyor o kadar uğraşıyor ve ücretsiz olarak temayı paylaşıyor, sen kalk onun linkini kaldır. Senden istediği sadece o linkin orada durması çokmu zor ya da şöyle demeliyim çokmu zoruna gidiyor o isimin orada olması ? O zaman kendin yapacaksın arkadaş, hem bedavadan temayı kullan hem de temayı paylaşan kişinin sitesinin linkini kaldır, ayıp gerçekten ayıp, bana göre hiç etik bir davranış değil.
Ayrıca nasıl bir ezikliktir ki bu ? Sanki giren insan anlamayacak o tasarımı senin yapıp yapmadığını ? Yüzlerce sitede görülmüş bir temanın linkini kaldırsan ne kaldırmasan ne.
Neyse ya, zaten Türk bloglarının içerik aklama, kendilerinin yapmadığı bir şeyi kendileri yapıyormuş gibi paylaşma, alıntılama yerine çalıntılama yapmaları ve alıntı adı altında bütün içeriği yayınlayıp sadece alıntı yazıp geçmeleri iyice sinirlerimiz bozuyor daha fazla yazmak istemiyorum bu başlık altında.
Bu konu hakkında o kadar çok söyleyecek sözüm var ki, her bir konuyu birer başlık altından incelemek istiyorum.
Bazı parçalar vardır ilk söyleyeni tarafından fazla değer kazanmaz, bazı parçalar vardır zamanında çok büyük ses getirmiş ama zamanla unutulmuş ve popüler kültürün gerisinde kalmıştır.

Bu gibi parçaları özellikle yeni çıkan gruplar tekrar yorumlamıştır, tabiki sadece yeni çıkan gruplar yorumlamamıştır, tanıdığımız, bildiğimiz sanatçılarımız da eski şarkıları popüler kültüre veya kendi tarzlarına göre yeniden yorumlamıştır. İşte ben bu tarz 20 şarkıyı derledim ve sizlerle paylaşmak istedim.
Retromania wordpress teması. Temayı yapan Jay Hafling öyle isimlendirmiş. Burada çok fazla tema tanıtmıyorum, sadece çok beğendiğim, hoşuma giden temaları tanıtmaya çalışıyorum. 2008`in tasarım trendlerinden olan Retro (eskitme) tasarım temada çok iyi yansıtılmış. Başlığın yanında tarihi takvim yağrağı olarak göstermesi ayrı bir hava katmış.


Sinirlendim arkadaş olmaz böyle saçmalık, sitemi (hayalmeyal.org) 2 gündür indexlemiyor bu google, türlü türlü ali cengiz oyunları yaptım ama banamısın demiyor. Aramalarda eski indexler çok güzel çıkıyor ama yeni yazılarımı indexlemiyor, benimle aynı alt yapıyı kullanan(wordpress) diğer sitelere bakıyorum, bugün yazdıkları hemen indexlenmiş. Site pr0 dayken 15-20 dk da indexlenen site, pr1 oldu, 2 belkide 3 gündür indexlenmiyor. Ulan google adamın canını sıkma al pr`ni başına çal demekten alıkoyamıyorum kendimi. Yarına kadar sabır ve sukunet içinde bekleyeceğim, eğer yarına kadar indexlenmezse 10 adet özgün yazı girmeyi düşünüyorum (stoktan) zamanında iyi hazırlamışım. İleride meşgul olduğumda ya da canım yazı yazmak istemediğinde hazırdakilerden yapıştırırım, siteyi takip edenler en azından 2-3 günde bir yeni yazı okuma zevkine varsınlar, diyerekten devamlı stoklu ilerlerim.

Söyleyeceklerim şimdilik bu kadar, umarım google`la papazı bulmayız.
fon DİP:
Link alıp satmak diye bir kavram var ki saçmalığın ve hileciğilin bir numaralı kuralı, biz link satın almıyoruz diye yapıyor bunları ama yemezler, google`ın acilen link ve backlink olayına çözüm bulması lazım yoksa sistem giderek bozulmaya başlıyor.
2009`da Eurovision şarkı yarışmasında ülkemizi temsil edecek olan Hadise`nin Düm tek tek şarkısını dün gece 2008`i 2009`a bağlayan dakikalarda TRT ekranlarından izleme imkanına sahip olduk. Sertap Erener`den diğer sanatçılarımızda birincilik görememiştik, ama bu şarkıyla ve Hadise`nin sahne performansıyla birinciliğin en büyük adayı olacağına eminim.

İşte Hadise`nin şarkısının videosu ve sözleri




Merhaba, sizlere çok faydalı bir program tanıtacağım. Css tasarımla uğraşıyorsanız muhakkak bilgisayarınızda olması gereken bir program.

IE Serilerinin hepsinde hazırladığınız web sitesini test etme imkanı sunan bu program sadece 24MB.
Browser Test: IE 5.5, IE 6, IE 7, IE 8 beta

Loading

Blog Arşivi