Ads Top

17.08.1999 SESİMİ DUYAN VARMIIIII !...

17.08.1999 Saat: 03:02 Süre: 47sn


Bir ses düşünün; daha önceden hiç duymadığınız, bir sarsıntı düşünün; daha önceden hiç hissetmediğiniz. Çığlıklar düşünün, demir sesleri, beton sesleri, kırılan cam sesleri, bağıran babalar, bağıran anneler, bağıran çocuklar. ANNEEE! BABAAA! Bir uğultu düşünün kulaklarınızı sağır edecek, bir görüntü düşünün herşey bulanık, herşey karışık, herşey sallanıyor, yatağınız sallanıyor, çerçeveler sallanıyor, dolaplar sallanıyor, duvarınız sallanıyor, eviniz sallanıyor. Dünyanız sallanıyor!

47sn sayın şimdi içinizden, saatinize bakın, saniyelerin geçişini seyredin, sonra 47sn koşun nefes nefese kalana kadar, 47sn bağırın avazınız çıktığı kadar sonra 47sn uçurum kenarında durun, heran düşeceğinizi hissederek. Ölümle yaşam çizgisini düşünün o uçurumun kenarında, bir adım ilerisi ölüm!

Çocukluğunuzu düşünün, annenizin sizi şefkatle sevdiği günler gelsin gözünüzün önüne, biryeriniz acıdığında, bir yeriniz kanadığında nasıl sizin için kendini paraladığını düşünün, sizi sizden daha çok düşündüğünü... Okul yıllarınız gelsin gözünüzün önüne, ilk okumaya başladığınız an, ilk yazmaya başladığınız an, ilk çocukluk aşkınız, ilk golünüz, ilk ip atlayışınız, ilk sınavınız, ilk başarınız, gençliğiniz gelsin aklınıza ilk heyecanlarınız, ilk sevgiliniz, orta okul, unutulmaz lise yıllarınız gelsin aklınıza. Hayatınızı film şeridi yapın ve gözlerinizin önünden geçirin.

Mahallenize bir bakın, etrafınızdaki yüksek binalara iyice bakın, içlerinde yaşayan komşularınızı, sevdiklerinizi düşünün, hepsinin yıkıldığını görün. İçlerinden çığlık seslerinin gelerek gözünüzün önünde hepsinin yıkıldığını düşünün!

Evinizi düşünün, binanızı düşünün o soğuk taş duvarları. Üzerinize yıkıldığını hayal edebiliyormusunuz. Siz soğuk tuğlaların içerisindesiniz, kımıldayamıyorsunuz. Bir ses geliyor yukarılardan bir yerlerden. SESİMİ DUYAN VARMIIIII !... Evet duyuyorsunuz, evet duyuyorsunuz, evet duyuyorsunuz! Ama sesinizi çıkaramadığınızı düşünün, hani karabasan gelir ya yattığımız yatağımızda, üzerimize çöker, sesinizi çıkaramazsınız, kımıldayamazsınız. Ona şükredebileceğinize inanırmısınız?

Kiremit tozu gördünüzmü siz hiç ? Kıp kırmızı, nefesi tıkayan, her nefes aldığınızda ciğerlerinize bıçak saplandığını, her nefes aldığınızda içinizin acıdığını, ekşi, acı, lanet! 3 Saat boyunca kiremit tozu soluduğunuzu düşünün. 3 saat boyunca 1 metre önünüzü göremediğinizi, herkesin feryat figan bağırdığını, insanların nereye gittiğini bilmeden çaresizce, umarsızca sağa sola koşuşturduğunu düşünün yarı çıplak.

Şimdi bunların hepsini bir arada düşünebilirmisiniz. Gözlerinizi kapatın, hayal gücünüzün sınırlarını zorlayın. Hissedebilirmisiniz layıkıyla?

Olmuyor değil mi? Hepsini bir arada düşünemiyorsunuz, hissedemiyorsunuz, olmuyor.

Bunları yaşayan birisi olarak, ben unutmadım, unutamam, unutmayacağımda. Siz de unutmayın...

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.