Ads Top

Evim evim güzel evim


İnsanın evi gibisi yok. Çok klişe pehhh!

Evi damı geçtim, bu bünye seyahate de alışık, başka başka evlerde zaman geçirmeye de. Tabi ki kendi evinde daha rahat oluyor insan, eşyalar senin eşyaların, düzen senin düzenin, kurallar senin kuralın. Her şey senin kim ne diyebilir neye karışabilir. Yok ben kendime karıştırmam, yok ben asarım keserim triplerine girmeye gerek yok, misafirlikteyseniz o evin kurallarına uymak zorundasınız. Misal sigara içme kuralları, sadece balkonda içilebilen sigara eve sokulamaz, bereket havalar güzeldi, misal evde alkol tüketemezsiniz, ya da eve kafa güzelken gelemezsiniz ayıp olur. Huyum değildir ama uyumadan önce birşeyler atıştıramazsınız.

Bütün bunları geçtim, sorun değil hiçbirisi ama, rahatsız yataklarda rahatsız yastıklarla yatmak inanın en kötüsü. Uzun seyehate çıkarken yastığımı her zaman yanıma alırdım ama bu sefer nasıl bir gaflete düştüysem unuttum! şuan boynum ve sırtım ağrıyor, çektiğim çileyi siz düşünün.

Benim gibi uzun boyluysanız, yatağa sığmama problemi yaşayabilirsiniz mesela. Değişik yatış stilleri geliştirmeniz gerekebilir bu durumda, yatağa çaprazlamasına yatma, cenin pozisyonu, ayakların ucuna sandalye sehpa ve türevleri gibi yatakla aynı hizada olabilecek yardımcı araç ve gereçleri değerlendirebilirsiniz. Bu çalışmalarınız da saçma sapan espri konusu da olabilir, belki onlar için değişik ve ilk defa karşılaştıkları bir durum olduğu için, hem ilgi çekici hem de komik bir durum olduğu için eğlence çıkmıştır ama, siz bu durumu daha önceden defalarca yaşadığınız için gayet normal ve sıradan bir olaymış gibi savuşturursunuz. O değil de böyle durumlarda asıl merak ettiğim, farklı kültürlerden, farklı eğitimlerden geçmiş birbirinden tamamen farklı hayatlardan nasıl oluyorda oluyor, hep aynı klişe espriler çıkıyor? Çok ilginç bir durum, ilk defa yaptıkları espriler ama benim için aynı muhabbetler.

Hazır boy konusu açılmışken, en sinir olduğum be artık duymaktan bıktığım öyyykkk diye midemim bulandığı bazı salakça muhabbetlerden bahsedeyim.

Bunlardan ilki "Sulak yerdemi yetiştin." muhabbeti. En çok başvurulan söz öbeği. Evet amk. sulak yerde yetiştim fidandım ağaç oldum ağaçtan orman oldum, hatta fidanlar ağaca, ağaçlar ormana dönmeli yurdumda şarkısı benim sayemde yazıldı. Hangi zihniyetle ve hangi düşüncelerle söylenir hala çözebilmiş değilim.

Bir ikincisi "Devede de boy var." Bunu söylenler ortalam 1.50-1.60 boyları arasından seçilmiş pigmeler olması çok ilginç, nolllduuu eşşek, eşşeoğlu eşşek, sen cücesin diye benim suçum ne, sen eşşeksin diye benim günahım ne, eşşek de senin gibi kısa, en ağır yükü de eşşek çeker diyormuyum ben senin suratına, ben ki senin deniz seviyesi boyuna bir şey demiyorum sen ne demeye sırf espri olsun diye, ya da rencide etmek için böyle bir muhhabbet açıyorsun, develer kovalasın seni hobit.

Üçüncü olarak "Allah boy vermiş gerisine koy vermiş" fesatlanmanın uç seviyelerinde gezen mahlukatlardan çıkan şuursuz ve fütursuz kelimeler. Dikkat et gerisi sana koymasın. En güzel cevaptır kendilerine.

Dördüncü olarak "Şu boydan 10cm bana versene" Al a.q ne diyim ben sana daha.

Beşinci olarak "Basketçi olsana" Gerçi bunu yaşım gençken daha çok söylüyorlardı, en azından bu yaştan sonra olunmayacağını kestirenler mevcut, artık hiç duymuyorum bile diyebilirim. Ama daha genç yaşlarda bol bol işittiğim bir cümleydi, Bütün uzun boyluların basketbolcu olması gerektiği düşünen arkadaşlar bunlar da, sağ olsunlar benim yerime de çok düşündüler bu konuyu, ama bilmiyorlar ki benim boyum 1.92 basketbol için kısa bile sayılır.

Altıncı olarak "Orada havalar nasıl (bulutların arasında)" tıkandığım andır, ne desem boş, ne söylesem çare etmez. hani bir laf vardır ya; Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. İşte böyle birşey.

"Her gördüğünde senin boyunmu uzamış yeeaaaa"
"Askerde sancakcı filan olursun, en önde boku yersin"
"Fasulye sırığı"
"Oradan aşağısı nasıl görünüyor."

Bunlar çoğalır da çoğalır, ben usandım sizi de usandırmayayım.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.