Geçen haftanın her gününü yağmurla kapattık. Londra`ya benzemeye başladı burası giderek. Sabah güneşli, öğlen yağmurlu, akşam da bunaltıcı bir hava.
Yağmurların başladığı ilk gündü sanırım...


Helal olsun, gerçekten helal olsun.
Normalde bu blogda futbol yazmıyorum ama artık dayanamayacağım :) En azından bunu yazmadan duramayacağım.
Drogba! Gerçekten biyonik adam. Dünya kupasına 1 hafta kala kolu kırıldı, ameliyat geçirdi ve 1 hafta sonra yeşil sahalara geri döndü. Bizim kolumuz kırılsa bir ay alçıda gezer, evde yatar dururuz. Kolum kolum diye de çevremize hem naz yapar hem de acıtasyonu sonuna kadar kullanıp arzu ve isteklerimizi yerine getirmeleri için tüm şartları zorlarız :)
Ama konu Dorgba`ysa işler farklı. 1 hafta da sahalara dönüyor ve maça başlamadan önce karşı takımın oyuncusuyla karşılıklı ellerini kaldırıp o biçim çak! yapıyorlar :)
Aslında ilk maçta bekledim gol atmasını ve bu yazıyı o zaman yazacaktım. Brezilya maçında golünü de attı ama takımı 3-1 yenilmekten kurtulamadı. Sonra dedim son maçta nasıl olsa K.Kore`ye de gol atar ve umarım Fildişi Sahili de üst tura çıkar ve o zaman yazarım yazıyı daha bir anlamlı olur dedim ama Portekiz K.Kore`yi 7-0 yenince işleri mucizeye kaldı.
Hal böyle olunca da Drogba`dan bahsetmeden geçmek istemedim.

fon/DIP: 
  • Gana`lı futbolcular da öküz yutmuş gibiler :)
  • Arjantin`in sağ beki de keza öyle.
  • Messi`yi ilzemek apayrı bir tat.
  • Sırbistan hala gizli favorim ama Gana`nın üst tura çıkmasını isterim.
  • Kupayı İspanya, Almanya ya da Arjantin alacak. [ Sırbistan hala gizli favorim :) ]
  • Afrika takımları bu kupada bitik.
  • ABD - Cezayir maçını merakla bekliyorum. Araplar yeşil sahada bari kazansa!
  • Burcu Esmersoy`un da konuşmasına hastayım. Kendisinin de hastasıyım. Kupazela hiç bitmesin :p
  • Drogba insan olamaz!
Bir zamanlar tüm hayalimin; sevdiğim kişiden çocuk sahibi olup Baba Olmak olduğu şu Dünyada, şimdi hayallerimin içerisinde dahi yer almamasını fark ettiren şu güzel günün ironisini yaşıyorum.

fon/DİP: Her erkeğin aksine Kız çocuk istiyordum
Dün akşam evde oturduk bir kız arkadaşla bira, sigara ve muhabbet şeytan üçlüsünü kurduk.
Muhabbet döndü dolaştı eski sevgililerden açıldı. Odur budur derken sordum;
-Nesine aşık oldun bunların ?
-Dedi ki;
 Birinin sigara içişine aşık olmuştum. Çok güzel ve değişik sigara tutuşu vardı, göstermeye çalıştı ama belli ki unutmuş. Unutabileceği birşeye de aşık olmak kızlara özel sanırım.

Diğerinin ukalalığına aşık olduğundan bahsetti.
Bu hiç değilse sigaraya göre daha tutarlı bir neden geldi bana, ama yine de aşık olunacak bir neden de değil.

Yine başka bir ortamda kızın birisi aşık olduğu çocuğun gözlük çıkarışına tutulduğundan filan bahsetmişti :) Hatta arabadan inip gözlük çıkarışını filan göstermeye çalışmtı ki, ne işim var bu salaklarla aynı ortamda düşüncesiyle geceyi zor bitirmiştim.

Bence aşk daha nesnel olmalı, sevgi ise öznel. Kara kaşa kara göze aşık olunabilir, tabi sonrasını bilemem.  O karakaşın kara gözün arkasında koca bir salaklıkla karşılaşabilirsin. Zaten aşkların da saman alevi gibi olması bu sebepten değil mi ?
Sevgi ise bambaşka, komplike bir yaşanmışlıklar bütünü olarak söyleyebilirim.

Neyse; bir kez daha gördüm ki kızların bir çoğu objelere ve salak salak triplere aşık oluyormuş. Kendileri de özünde full trip oldukları için bu şekilde düşünmelerini yadırgamadım.
Yarın akşam Eskişehir Adalarda şenlik var :) Ben de elimde meşaleyle orada olacağım. Güzel fotoğraf yakalayabilirsem aktarırım umarım.

Organizasyonun Facebook sayfasına buradan ulaşabilirsiniz

19 HAZİRAN 2010
Yer: ADALAR KÖPRÜSÜ - DOKTORLAR GEÇİDİNE KADAR
SAAT: 21:00

Öncelikle camiamıza saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz.

Hepimizin bildiği gibi 19 Haziran günü Eskişehirspor'umuz 45 yaşına girecektir.Nefer grubu olarak öncülüğünü üstleneceğimiz "MEŞALE ŞOV"'a bütün taraftarımızı davet ediyoruz.

Aynı zamanda daha önce Porsuk'ta RESİTAL veren BandoESES'in yeniden bot ile geçit düzenlemesi için görüşmeler yapılacaktır.

KIZILCIKLI,ALTES ve BandoESES Organizasyon için gerekli hazırlıklara başlamıştır.

Gelecek olan herkesin yanında bir meşale getirmesi ZORUNLUDUR.Meşaleyi ESNAF SARAYI ve Eski HAMA tarafındaki Coşkunlar'dan temin edebilirsiniz.

HERKESİ BEKLİYORUZ...
beni güzel hatırla

Beni güzel hatırla…
Çünkü sevdim seni ben herşeyini
Sana sırdaş oldum dost oldum yar oldum
Omzunda ağladım beni üzdün kınamadım
Alışkındım vefasızlığına
El oldun gittin aldırmadım

Beni güzel hatırla…
Sayfalarca mektup bıraktım sana
Şiirler yazdım gözlerine baka baka
Çoğunu okutmadım
Sakladım içimde sevabını günahını
Sessizce gittim
Senden öncekiler gibi
Sende anlamadın beni

Beni güzel hatırla…
Sana gülüşümü gözlerini sonra sesimi bıraktım
En güzel şiirlerimi okudum gözlerine baka baka
Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşede
Vedalar bıraktım sokaklarında
Ne arasan bir sevdanın içinde
Fazlasıyla bıraktım ardımda

Beni güzel hatırla…
Omzunda ağladığımı düşün
Birazdan telefonda konuşacağın kişi olabileceğimi düşün
Sürprizleri severdim bilirsin
Buda benden sana son sürprizim olsun
Şimdi senle yaşanan güzel günleri ateşe veriyorum
Deniz yok ama adamız oldu :)
Geçtiğimiz ay görkemli bir açılışı oldu Adamızın. Gitmedim görmedim ama ünlü çiftler geldi Eskişehir`e vs...
Buraları beni pek ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren kısmı hala burayı görmemiş olmam!
Şehri-i Aşk muhabbetinin olduğu yerde, Aşk adası dedikodularının ayyuka çıktığı bir ortamda nasıl olurda yalnız gidebilirim ki buraya ?

Hmmm, aslında gidebileceğim hatunlar var ama aşık değilim hiçbirisine, adanın adına leke getirmek istemem. Hakaret sayarım kendimce.
Sanırım uzuuuunca bir süre de göremem ben burayı :) Ne aşık olasım var, ne de kendisine aşık edecek kız var. Hee olsa da öyle bir kişilik sanırım kaçarım kendisinden.
Sağolsunlar öyle soğuttular ki aşktan!

Şimdi aşkın tanımını yap deseler; İnanmadan verilen sözler... derim. Yalandan hikayeler... Boş planlar...
... nedendir bilmiyorum ama, ertesi gün berbat geçiyor. Çok güzel bir yatakta yatmış da olsam, uykumu almış da olsam...

Bir insan kendi yatağını özler mi bir gece de? nasıl bir psikolojiye sürüklüyorsa bu durum beni, çaresini bulamadım. Neden ertesi günüm durgun, isteksiz ve perişan geçiyor..

Uykuyla yaşadığım anlaşmazlıkları aşmam lazım.
Herşeye varım arkadaş ama bana yataktan kalk demeyin!

Gece geç yatalım veya erken yatalım, hiç uyumayalım, 48 saat uyumayalım gözlerimizin beyazları kırmızı içinde kırmızı olsun ama sabhları dokunmayın bana :)
Analamadım gitti yıllardır sabahları uyanmada inanılmaz problem yaşıyorum, uyanamıyorum hatta ! Defalarca işe geç kaldım eksik maaşlar aldım, uyarılar, ikazlar peşi kesilmedi ama bu deli beden uyanmaya alışamadı gitti.
Gören de sanacak ki sabahın köründe kalkıp işe gidiyorum. Hayır öyle değil durum. Sabah en erken kalktığım 8:30 herkes güne başlamış ben daha yataktan kalkmaya çalışıyorum. Bu saat çoğu zaman 9:30 oluyor. Bakmayın siz 8:30 dediğime arasıra...

Erken yatıyorum sabah kafam kazan gibi olmuş kalkamıyorum, geç yatıyorum uykum kanmamış. Yok mu bunun arası bu bünyede. 5 saat. 6 saat, 7 saat...... 12 saat. Yok hiçbirisi bana uymuyor. Bazen oluyor ki kolumu kıpırdatacak enerjiyi kendimde bulamıyorum. Binbir acı ve ızdırap içerisinde yataktan kalkıp, 3-5 birşeyler atıştırıp, çaydır kahvedir bilimum uyku söktürücü sıcak içeceği içip sigarayı da peşine yapıştırdıktan sonra da cin kesilmiş oluyorum. Sanki 10dk önce uykusuzluktan ölen ben değildim bambaşka birisiydi.

İnsan herşeye alışır diyorlar ya; tamam kabul insan herşeye alışıyor ama bu bünye erken kalkmaya alışamadı gitti...
...neyse.
Zuhur etti bünyeye.
Anti-Murphy Kanunlarını da ben bulacağım, yazacağım buraya 3 vakte kalmaz.
Herşey trafik kazasıyla başladı... Dur ulan artık dur.
Zamanın tersine simetrisini almam lazım devreye...
Bilmem olurmusun-oluyormusun pişman ?
ya da şöyle söyleyeyim ne zaman pişman olmaya başlayacaksın¿

Ben mi ? hayatımın keyfini çıkarıyorum...
Kimseye söz vermeden,
Kimseyle ortak plan yapmadan.
Umursamaz, dibine kadar vurdum duymaz.

ve günün birinde sen düşünürken geçmişi
kalbin sızlayacak, ellerin titreyecek, için burulacak, kahrolacaksın!

ben mi ?
ve ben her nefesimde zevk alacağım
Loading

Blog Arşivi