Ads Top

İzlediğinizde Beyin Yakan Filmler Serisi #2


İngilizcede "Mindfuck Movie" olarak bahsedilen bizde ise "Beyin Yakan Fimler" olarak bahsedilen bu film türünden kısaca; kafa karıştıran filmler olarak bahsedebiliriz. Film bittikten sonra sizi derin düşüncelere yollayan bu filmleri sevmeyen çok az kişi bulunmaktadır.

Sıradanlıktan ve tahmin edilebilir senaryodan uzak duran bu filmleri hem izlerken hem de film bittikten sonra üzerine fazlasıyla düşünüyoruz bu da oldukça hoşumuza gidiyor diyebilirim. İnsanoğlunun doğası gereği bilinmezi çözmek istemesinden dolayı bu filmleri fazlasıyla seviyoruz.
Lafı daha fazla uzatmadan listemize geçebiliriz.
  1. İzlediğinizde Beyin Yakan Filmler #1 
Bu yazıyı Tulpardergi.com - İzlediğinizde Beyin Yakan Filmler Serisi #2 sayfasında da bulabilirsiniz
Bir önceki yazı serimizde Beyin Yakan Fimler'den güncel diyebileceğimiz 5 adet film önermiştim, bu yazımızda da size; biraz daha eskilere giderek farklı 10 adet film önereceğim.
  • Fight Club (Dövüş Kulübü) – 1999 – IMDb: 8,8
  • Inception (Başlangıç) – 2010 – IMDb: 8,8
  • The Usual Suspects (Olağan Şüpheliler) – 1995 – IMDb: 8,6
  • Memento (Akıl Defteri) – 2000 – IMDb: 8,5
  • A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) – 2001 – IMDb: 8,2
  • The Machinist (Makinist) – 2004 – IMDb: 7,7
  • Source Code (Yaşam Şifresi) – 2011 – IMDb: 7,5
  • Coherence (Paralel Evren) – 2013 – IMDb: 7,2
  • The Bone Collector (Kemik Koleksiyoncusu) – 1999 – IMDb: 6,7
  • Mulholland Dr. (Mulholland Çıkmazı) 2001 - IMDb: 8,0

10-Mulholland Dr. (Mulholland Çıkmazı) 2001 - IMDb: 8,0


Betty Elms, en büyük hayali Hollywood'da ünlü bir aktrist olmak olan bir kadındır. Bunun için Hollywood'a doğru bir yolculuğa çıkmıştır. Burada kendi hayatında mükemmel bir noktaya ulaşmış olan bir kadınla tanışır ve onun başarılarına hayran kalır. O kadın da Betty'den hoşlanmaya başlar ve aralarında gizemli ve oldukça erotik bir ilişki başlar. Mulholland kavşağında bir trafik kazası gerçekleşir. Bilinç ve bilinçaltı birbirlerine karışırlar. Bütün bu hayatlar, birbirlerine gireceklerdir

9-The Bone Collector (Kemik Koleksiyoncusu) – 1999 – IMDb: 6,7


Manhattan'ın sokaklarında bir katil elini kolunu sallayarak dolaşmaktadır. Bu sapık katil suç mahallinde kendisini ele verecek kanıtları büyük bir ustalıkla arkasında bırakmaktadır. Ve bu dengesiz, sapık zekanın ürettiği bu kanıtları çözebilecek tek bir dedektif vardır, o da bir sandalyeye mahkum olmuştur ve bu davayı çözebilmek için yardıma gereksinim duymaktadır. İhtiyaç duyduğu yardım bayan bir sokak polisi tarafından sağlanır. Bu ikili katilin peşine düşerler ve onu kendi oyunuyla yenmeye çalışırlar. Ama bir daha ki sefere onu yakalamaya çok yakınlaşmış olabilirler ya da...

Lincoln Rhyme bir cinayetten sonra suç mahalindeki delilleri inceleyip neler anlattığını anlamada ustalaşmış ve işinde bir numara olan bir dedektiftir. Bir görev sırasında geçirdiği korkunç bir kazanın sonunda yatağa bağlanmış olan Rhyme'ın bacakları ve kolları çalışmamaktadır.

Bir sokak polisi olan Amelia Donaghy yirmili yaşların sonlarındadır. Bir masa görevine aktarılmadan önceki akşam vahşice işlenmiş bir bir cinayetin suç mahaline gider. Amelia'nın burada gösterdiği hızlı düşünme ve doğru karar verme becerisi gözden kaçırılmamış ve bu dava ona verilmiştir.

Cinayetin işlendiği yerin video kasetleri Rhyme'e gösterilince Rhyme olayın çok açık ve kolay bir dava olduğunu söyler. Ama bir süre sonra bu cinayetlerin çok zekice işlendiğini ve ipuçlarının ustaca suç mahallinde bırakıldığını anlar.Bu cinayetler son değildir çünkü seri bir katil iş başındadır.

Bu ikili seri katilin peşine düşerler. Süreleri çok azdır. Zira geçen her saniye aleyhlerine işlemektedir. Ya katili biran önce bulup durduracaklar ya da pislikleri temizlemek için daha çok polis memuru görevlendireceklerdir.

8-Coherence (Paralel Evren) – 2013 – IMDb: 7,2


Bir kaç yakın arkadaş keyifli bir akşam yemeği için toplanırlar. Bu yemeği keyifli yapan en önemli şey ise o gece Dünya’nın hemen yanından geçecek olan bir kuyruklu yıldızdır. Fakat beklenen kuyruklu yıldız gecenin seyrini çok farklı şekilde değiştirecektir. Tam yemek zamanı elektrikler kesilir, ama etrafa baktıklarında başka yerlerde elektrik olduğunu fark ederler. Fark ettikleri bu sıra dışı olay daha fazla tuhaf şeylerin başlayacağının habercisidir. Bir anda başlarının üstünde süzülen insanları gördüklerinde dünyaya bakış ve anlayış tarzları değişiverecek ve çok farklı durumları doğuracaktır…

7-Source Code (Yaşam Şifresi) – 2011 – IMDb: 7,5


Kaptan Colter Stevens (Jake Gyllenhaal) hız treninde uyanır ve buraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikri bulunmamaktadır. Karşısında Christina (Michelle Monaghan) adlı kendinin tanımadığı ama belli ki kadının kendini tanıdığı birisi oturmaktadır. Tuvalette kendine sığınacak yer ararken aynada kendi yerine başkasının yansımasını görmesiyle şok olur ve cüzdanında da bir sınıf öğretmeni olan Sean Fentress'ın kimliği bulunmaktadır. Birden bire trenin içinde büyük bir patlama meydana gelir...

Hemen ardından Colter yüksek teknolojili bir tecrit birimine gönderilir ve uniformalılardan Goodwin (Vera Farmiga) onun gördüğü herşeyden haberdar gibidir. Colter Chicago'da bir treni havaya uçuran ve daha binlercesini de öldürmeyi planlayan bombacıyı saatler öncesinden tarif edebilmek için yüksek-önemlikli bir göreve atanır. Çok gizli bir program olan “yaşam şifresi” yardımı ile Colter paralel bir gerçeklikte Sean olarak davranabilmektedir.

Trene her dönüşünde Colter'ın bombacının kimliğini tanımlayabilmesi için sekiz dakikası bulunmaktadır. Her seferinde yeni deliller toplasa da avı onu atlatmayı başarır. Daha çok bilgi aldıkça, bu ölümcül faciayı önleyebileceğine daha çok inanır - elbette zaman onun önüne geçmezse..İyi Seyirler.

6-The Machinist (Makinist) – 2004 – IMDb: 7,7


Trevor Reznik adlı bir makine operatörü uyuma yeteneğini kaybeder. Fakat bu sıradan bir uykusuzluk sendromu değildir.
Aşırı yorgunluk ve uykusuzluk yüzünden fiziksel sağlığı ve akli dengesi bozulmaya başlar. Yanında çalışanlar en başta görünüşündeki tuhaflıktan ötürü ondan ürkmeye başlarlar ancak dükkanda onun da karıştığı bir kaza sonucu adamlardan biri kolunu kaybedince adamları karşısına almış olur. Kaza yüzünden Trevor’ı suçlarlar. Artık hem kendisi hem de diğerleri için bir engel haline gelmiştir ve adamların tek isteği Trevor’ın gitmesidir.

Çalışanların onun işten atılması için komplo kurmaya başlamalarını anlayınca Trevor’ın suçluluk duygusu zamanla şüphe ve paranoyaya dönüşür, acaba daha kötüsünü mü beklemelidir? Önce evinde gizli notlar bulur.
Tüm bu gizemler, Trevor’ı delirtmek için kurulmuş bir entrikanın parçaları mıdır? Yoksa her şeyin sebebi aşırı uykusuzluk ve yorgunluk mudur?

Olup bitenleri anlayabilmek için meydana gelen tuhaf olayları araştırmaya başlayan Trevor’ın hayatı uykusuz bir kabusa dönmeye başlar. Daha fazla öğrendikçe aslında daha azını bilmiş olmayı tercih eder.

5-A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) – 2001 – IMDb: 8,2


Nash, öğrencilik yıllarından itibaren hayaller görmeye başlar. Mezuniyetinden sonra, zamanla paranoid şizofreni olur; fakat hasta olduğunun farkına varamaz. Bir konferans sırasında aniden bir psikiyatristin karşısına çıkması ile olaylar zinciri değişir. Hastaneye yatar ve bu nedenle akademik çalışmalarından uzaklaşır.

Hastalığı kendi çocuğuna zarar vermesine neden olacak noktaya gelince eşi yeniden hastaneye gitmesi gerektiğini düşünür. Uzun süre hasta olduğunu kabul edemese de sürekli gördüğü kız çocuğunun hiç büyümediğini fark eder. Bu durum onun hastalığını kabul etmesini sağlar. Nash, yaşadığı hayali gerçekleri görmezden gelerek onlarla yaşamaya çalışacaktır. Gördüğü tedaviler etkili olmasa da eşi ve eski iş arkadaşlarının desteğiyle her şeye yeniden başlar. Kendi akıl hastalığını yine kendi aklı ile dizginleyerek akademik çalışmalarına yeniden hız verir. Tekrar üniversitede ders vermeye başlar. Sonunda gösterdiği sıradışı mücadeleyle şizofreni ile birlikte yaşamına devam eder. Ve tarih bu müthiş dehaya, akıl hastalığını yine aklıyla yenerek hayatının geri kalanını bilime adamasından ve hastalığının başlamasından evvel yaptığı buluşlardan dolayı Nobel Ekonomi Ödülünü armağan eder.

4-Memento (Akıl Defteri) – 2000 – IMDb: 8,5


Akıl Defteri, kısa süreli hafıza kaybı olan bir adamın karısını öldürenleri bulma çabasını konu ediyor.
Leonard Shelby, ucuz otel odalarında konaklayan ve sadece nakit para kullanan biridir. Şık giysiler giyip, Jaguar marka araba kullanan Leonard, dışarıdan işadamı gibi görünmektedir.

Fakat aslında hayatını karısına tecavüz edip öldüren kişiyi bulmak için adayan biridir. Ne yazık ki Leonard’ın bu yolda ciddi bir engeli vardır, yaşadığı, çok ender rastlanan ve tedavi edilemeyen bir tür hafıza kaybı.

Her ne kadar hayatının 'kaza'’dan önceki dönemlerini hatırlayabiliyorsa da, bazen 15 dakika öncesinde nereye gittiğini ve nerede olduğunu bile unutabilmektedir.

3-The Usual Suspects (Olağan Şüpheliler) – 1995 – IMDb: 8,6


Her biri kendi alanlarında uzman beş sabıkalı basit görünen bir kaçırma olayından göz altına alındığında, karmaşık ve akıllara durgunluk veren bir hikaye ortaya çıkar. Hikayeyi araştıran Ajan David Kujan (Chazz Palminteri), Güney Kalifornia´nın San Pedro Limanı´nda meydana gelen ve 27 kişinin ölümüyle sonuçlanan gizemli patlama ile bu beş sabıkalı arasında bağlantı olduğuna inanmaktadır.

Elindeki tek canlı tanık Roger 'Verbal Kint' (Kevin Spacey) hikayeyi baştan sona soğukkanlılıkla anlatırken, Amerika´nın her köşesine bulaşmış bir suçlar zincirini bir tek anahtar isim üzerine yıkar: Keyser Soze. Kimdir Keyser Soze? Gerçekten böyle bir kimse var mıdır?

2-Inception (Başlangıç) – 2010 – IMDb: 8,8


Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır...

Cobb'un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği herşeye mal olmuştur...

Cobb'a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız "başlangıç"ı tamamlayabilirse...

Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır. Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları, onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir.

Bu, gelişini sadece Cobb'ın görebildiği bir düşmandır...

1-Fight Club (Dövüş Kulübü) – 1999 – IMDb: 8,8


Birbirinden başarılı filmlere imza atan ve 2014 yılında son olarak Kayıp Kız filmine yönetmenlik yapan David Fincher’ın 1999 senesinde çekimleri için kamera arkasına geçtiği Dövüş Kulübü 10 Aralık 1999 tarihinde Türkiye’de vizyona girmiş ve senelerdir en iyiler arasında yerini koruyarak 8,9 değerindeki İMDB puanını 1.101.811 kişilik oy sayesinde almıştır. Chuck Palahniuk’un senaryosunu yazdığı bu başyapıtın başrollerinde tabi ki bir baş yapıta yakışacak 2 isim Brad Pitt ve Edward Norton bulunuyor. Bayan oyuncu olaraksa Helena Bonham Carter’ın yer aldığı Fight Club filmi 1999 yılında Dram ve Gerilim türü ile hasılat olarak 100 Milyon Dolar gelir elde etmiştir.

Bu dövüş kulübüne girdikten sonra iki kural vardır. O da Dövüş Kulübünden asla söz etmemenizdir… 2. kural ise Asla ama asla dövüştüğün kulübü kimseye anlatma… Jack henüz orta yaşlarında hayatın sıradan gidişatına kapılmış sigorta memurluğu yaparak yaşayan bir adamdır. Uzun zamandır uykusuzluk hastalığı çeken Jack psikolojik sorunlarından sıyrılabilmek için grup terapilerine katılmaya başlar. Terapiye gittiğinde Marla adında bir kızla tanışır ve sonrasında hayatını değiştirmek üzere olan Tyler Durden ile tanışır. Jack’in yeni, yeni tanımaya başladığı Durden, Jack’in şimdiye kadar ulaşamadığı tüm hayallere ulaşmayı başarmış biridir ve Jack’e dışarıda konuşulması yasak olan Dövüş Kulübü organizasyonundan söz eder…

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.