Pazar sabahı uyumak en keyif aldığım şeylerdendir. Öyle ahım şahım uyumam ama yine de normalde kalktığımdan birkaç saat sonra bile kalkmak iyi geliyor psikolojiye. Herşeye rağmen pazar gününü uyuyarak ziyan edenlere de her zaman kızmışımdır. Hafta içi o kadar çalışıyorsun çabalıyorsun bir pazarın var kafayı dağıtmak için onda da uyumak saçma gelmiştir bana her zaman.

Neyse efendim, sabah uyuyorum birden küçük bir kız sesi yankılandı kulaklarımda;
abi abi abii dedi o cıvıl cıvıl sesiyle, ilk önce noluyor lan dedim sabah sabah hayır mı şer mi derken gözlerim cavlamaya başladı baktım bizim komşunun kızı :) abi dedi babaennemle annen mutfakta kilitli kaldı kapıyı açacakmışsın diye uzun ve düzgün bir cümle kurdu yaşına göre :) tamam dedim geliyorum, hop yataktan kalktım hemen gittim kapıyı açtım, annemle komşu teyze :) bazlama yapıyorlar. Çayı da demlemişler hoop hemen çöreklendim masaya bir güzel karnımı doyurdum sabah sabah hamur işiyle :)

Kahvaltıdan kalktım balkonda çay sigara keyfi yapıyorum, bizim ufaklık geldi yine yanıma başladık muhabbete, pek de konuşkan, hani böyle utanan çekinen çocuklar olur ağzından lafı cımbızla çekersin, tamam onların da ayrı bir güzelliği masumiyeti oluyor ama konuşkan çocukları her zaman daha çok sevmişimdir. Hele ki kendinden büyük laflar ediyorsa mest olurum :) İşde bizim komşunun küçük kızı da bunlardan, ne sorsam cevap veriyor, anlatıyor da anlatıyor. Ordan burdan konuşurken laf döndü dolaştı sen dedin ben dedim muhabbetine çevrildi. Biz başladık restleşmeye sen dedin, hayır sen dedin, sen dedin, sen dedin, sen, sen, sen, sen derken uzadı da uzadı. Bakalım ne zaman pes edecek diye belki 50 sefer (abartmadan söylüyorum) sen dedin dedim. yok arkadaş pes etmek ne kelime daha da celalleniyor lafını söylerken.

En son dayanamadım artık ben pes ettim. Hem aynı kelimeyi söylemekten içim bayıldı hem de yoruldum :) Anladım ki çocukların inadı tuttu mu uğraşılacak gibi olmuyor. Yine de çocuk olmak gibisi yok valla.


fon/DIP

  • Sanırım hepimizin yaptığı en büyük hata da, çocukluk edip büyümekti...
  • Şimdi buraya "Keşke çocuk olsam" yazsam çok mu klasik olur?
  • Tekrar çocuk gözüyle dünyayı görebilirmiyiz ki?
  • En son ne zaman bir çocukla oyun oynadın ?
Bir iki haftadır kafamı kurcalayan tasarımın kolay kısmını bitirdim. Kolay kısmı diyorum çünkü asıl uğraştıracak bölümü olan header ve footer alanlarını tamamlamadım.

Uzun zamandır siyah gri ve beyaz tonlarda tasarımı kullanıyordum. Bence gayet sade ve şık bir görüntüsü vardı ama siyah ve gri ağırlıklı olduğundan içim bayılmaya başlamıştı artık. Yaklaşık iki hafta önce kafama koydum, dedim bu bayıntı getiren tasarımı değiştireceğim. İki haftadır kafamda bazı şeyler şekillenmeye başlamıştı ama tam olarak karar verememiştim. Bu süreç zarfında bol bol css galeri sitelerini gezdim, deviantart`da dolaştım. İlham alma açısından gayet faydalı oluyor, tavsiye ederim.

Sonuç olarak dün karar verdim ve bugün akşam tasarımı değiştirmeye başladım.
Öncelikle kağıt üzerinde kabaca bir çizim yaptım, kafamdaki dağınık olan şeyleri yerli yerine yerleştirdim. Aslında tasarım headerdan başlar ama ben bu sefer es geçtim. Çünkü beni uğraştıracağını düşündüm ve ayrıca iki alternatif var kafamda hangisini yapacağıma da karar vermediğim için ikisini de ayrı ayrı denemek istedim. Sonra sayfanın genel yapısını renklerini ve idareten footer kısmını değiştirdim. Yaz rengi olan mavi tonları kullandım, madem tatile gidemiyoruz deniz filan hikaye olacak o zaman maviyi ekranıma taşıyayım istedim :)

Bir kaç gün içerisinde kalan kısmını da bitiririm umarım.
Bizim buralarda kendi kendine konuşana deli diyorlarmış, şimdi aklıma geldi. Sizsin oralarda da aynıdır heralde.

O zaman ben deliyim galiba. Hem de azbuz deli de değil, bildiğin zır deliye yakınım, hani 46 raporu alsam yadırgamam galiba kendimi, böyle psikolojik doktora filan gitsem saatlerce esir alsam çok süper olurdu aslında. Ama böyle bir saatte sepetlememesi lazım beni, saatlerce anlatmalıyım, bunalmalı artık anlattıklarımdan. Yok illa bir saatte sepetlemeye çalışırsa zaten kendi kaybeder. Tutarım kafasından, kalem tıraş olur, kafası kalem hesbaı bükerim bükerim...

Neyse, konuyu farklı yönlere çekiştirmeyeyim. Kendi kendime konuşmamdan bahsedecektim ben bu yazıda. Evet efendim konuşuyorum kendi kendime, geçen gün fark ettim. Sanki gökten üç elma düştü birinde kendi kendine konuşuyorsun yazıyordu. O derece kafama drank! etti.
Sonra irdeledim bu düşünceyi. kendimi bir masaya oturtup kafamın üstünden sarı ampul ışığı verdim, çapraz sorguya çektim, köşeye sıkıştırdım o biçim cevap veremediğim anlar oldu, terledim eveledim geveledim.  Sonuç olarak sorgudan da temiz çıktım sayılır, gerekli cevabı bulamayıp, suçlu ilan edemedim.

Keyfimden konuşmuyorum ya böyle. Sesli düşünüyorum fazlasıyla. problemleri nasıl aşacağımı soruyorum bana, ve cevap veriyorum. Yanımda birisi varmış yokmuş pek umursamıyorum. Bazen üzerlerine alınıyorlar ona sormuşum gibi cevap veriyorlar :)

Deliliktenmidir, can sıkıntısındanmıdır neydendir bilmiyorum ama çok işe yaradığına eminim.

Hem ne demişler "Deliler yalanı sevmez, yalancılar da delileri"
Uzun zamandır almayı düşündüğüm ve çeşitli sebeplerden ertelediğim netbook`u sonunda aldım. Dün vatan bilgisayarın internet sitesinden verdim siparişi bugün elime ulaştı. Birgünde elime geçeceğini ummuyordum açıkcası. vatan bilgisayarı buradan tebrik etmek istiyorum.

Evde bizim ahaliden bilgisayar sırası bana pek gelmiyordu :) zaten kısıtlı zamanlarda oturduğum bilgisayarda da fazla durmadığım için yazı yazmakta açıkcası pek içimden gelmiyordu. Umarım bundan sonra bol bol yazmama vesile olur bu netbook.

Genel kullanım için oldukça yeterli bir netbook diyebilirim. Almadan önce bir hayli araştırdım, hangi marka hangi model diye uzun uzun araştırmalar yaptım ve LG X130 almaya karar verdim. Gerçi araştırmalarım sonucu biraz sıkıntılı bir alet olarak düşünsem de yine de bunu almaya karar verdim. Üç model arasında kalmıştım birisi Casper, diğeri Asus ve Lg. Casper markasına bir türlü ısınamadığımdan onu ilk olarak eledim. Nedennir bilmiyorum ama yıllardır casper markası bana itici geliyor belki de ismindendir :) Aslında asus markasını tercih etmek isterdim ama birkaç sebepten dolayı asusu da eledim. Bunlar asusun pilinin 2-3 saat arasında bitmesi, hard diskinin 160 gb olması, ekran kartının paylaşımlı olması ve bu düşük özelliklerine göre LG den fiyatının daha yüksek olması. Peki neden LG yi aldım. İnternette araştırma yapacak olursanız LG X130 un ısınma probleminin olduğu ve wirelessinin sıkıntılı olduğunu göreceksinizdir. Ama bunun yanında eşdeğer diğer modellere göre artıları daha fazlaydı.
Hard disk kapasitesi 250 GB
Ekran kartı paylaşımlı değil
tasarımının çok şık olması
Fiyatı diğer modellere göre daha avantajlı olması
ve son olarak da LG marka ne alırsam alayım sıkıntı yaşamadan uzun yıllar kullanmış olmam

Daha önceden LG den telefon almıştım ve yıllarca kullandım ben telefondan sıkıldım telefon yaşamaktan sıkılmadı. Üstelik çok hayvanca davranmama rağmen :) kaç kez düşürdüm hatırlamıyorum bile ama hala duruyor ve babam kullanıyor :) Ayrıca Kore mallarının işçiliğin ve kalitesinin ne kadar iyi olduğunu bilmeyen yoktur sanırım

Şimdi kulllanıma ve bahsettiğim sorunlara gelince; detaylı olarak kullanma zamanım olmadı ama internet için fazlasıyla yeterli bir netbook, sesi fazlasıyla tatmin edici rahatlıkla müzik dinleyebiliyorsunuz. Isınma problemine gelince halı, koltuk minde vs... gibi yerlerde kullanmamak lazım daha da ısınmasına neden olabiliriz, en garantisi tahta zeminde kullanmak evde tam netbook boyutlarında tahta buldum gittiğim yere de götürüyorum :) wirelesse gelince evin her yerinden çekiyor şimdilik sıkıntısını yaşamadım.

İleriki günlerde; özellikle bazı programları ve oyunları kurup denedikten sonra daha detaylı bir yazı yazacağım.
Yaklaşık 2 haftadır tasarımı değiştirme dürtüsü vukuu buldu beynimde. Biraz orasını burasını kurcukladım, içimdeki dürt!üyü bastırırım diye ama kesmedi. 3-5 güne kalmadan daha da arttı bu dürtü :)
Uzun zamandır evde kullanmadığım bilgisayarımın başına oturdum birşeyler deneyeyim dedim ama heves içimde kaldı. Bir ara ev ahalisi bozmduğu bilgisayara format atmıştım. Sonradan jeton düştü. Benim photoshop çalışmaz olmuş. Tabi herzamanki yedek alma özürlü ve program arşivleme özürlü ben programı cdye kopyalamamışım. Eskisini zaten bulamıyorum :) Anlayacağınız başka bir bahara kaldı. Şimdi photoshop arıyorum bulursam ve bilgisayara kurarsam birşeyler denemeye başlayacağım.
Loading

Hakkımda

Fotoğrafım
Hayalmeyal
Eskişehir, Turkey
... ondan sonra hayat oynamaya devam etti hepimizle... ...neyse, Ailen dışında kimse tarafından önemsenmediğini ne zaman fark ettin ? Yoksa hala fark etmedin mi ? Hedefler, hayaller, amaçlar hiç bitmeyecek değil mi ? Ne zaman bugününü yaşayacaksın? Ne zaman Güneşin ne kadar güzel doğduğunu göreceksin? Hiç fedakarlık yaptın mı uykundan, Güneşin doğuşunu görebilmek için. Sonra demiyormusun aslında ben fedakarım diye... Ya kendin için? Hepimiz ölmeyecekmiyiz sonunda... Bu hırs ne için? Daha iyi araba ? Daha iyi ev ? Hangisi nefsi doyurabilir. Daha iyisi olmayacak mı sanıyorsun! ...İnsan kendisi seçmiyormu yaşayacaklarını fark etmeden de olsa... ...her neyse, fazla düşünme, plan da yapma! Sadece yaşa...
Profilimin tamamını görüntüle