Sabah telefondan kurduğumuz alarmla uyanıyoruz, iş yerine gidiyoruz ilk yaptığımız bilgisayarı açmak, sonra yine telefonlar, sonra yine bilgisayar, mailler, sosyal ağlar, internet siteleri, telefondan kısa mesajlar derken akşam oluyor. Akşam eve geliyoruz biraz televizyon, sonra yine bilgisayar, mailler, sosyal ağlar, bilgisayar oyunları, kısa mesajlar vs.. yatıyoruz yatağımıza ve sabah yine telefonun alarmıyla uyanıyoruz.
Çalışan birisi hergün dışarı çıkamaz, hergün arkadaşlarıyla görüşemez maalesef. Aksini iddaa edenin alnını karışlarım. Öğrenciyken durum çok farklıydı, şimdi öğrenci olup bu yazıyı okuyanlar tam olarak ne demek istediğimi anlamayabilirler belki ama çalışan birisiyseniz bana hak vereceksiniz.
Tüm bunların arasında insanlar nerde ? Ben bulamıyorum artık insanları, herşey sanal olmaya başladı giderek ve bu durum acayip derecede canımı sıkmaya başladı. Her geçen gün kendi içimde mutsuzluğa ve yalnızlığa sürüklendiğimi hissediyorum.
Bütün bu durumun olmuşmasında çalışmış olduğum işinde etkisi büyük. Bu işi ve mesleği tamamen kendi tercihlerimle ve çalışmalarımla kazandım. Uzun bir meslek planlaması yapıp olmak istediğim yere yakın bir yerlerdeyim. Bundan sonrası için de önümün açık olduğunu düşünüyorum.
Buraya kadar herşey olmasını istediğim gibi ama artık düşünüyorum da, aslında bunu isterken sadece heveslerimle düşündüğümü fark ediyorum şimdi. Hevesler geçicidir maalesef ve bendeki heves yavaş yavaş geçmeye başlıyor.
Bütün bu işle ilgili çalışmaları yaparken yetişmiş olduğum yaşam tarzını hiç göze almamışım. Şimdi bunu çok iyi anlıyorum. O yaşlarda bunları düşünmemiş olmam şimdi göz ardı etmeme engel olmamalı.
Nasıl mı yetiştim ? Kısaca bahsetmek istiyorum. Ben doğanın içerisinde yetiştim. Bir sürü kedimiz vardı, kedilerimle oynayarak büyüdüm yıllarca. Yeni doğan yavrulara elimle süt içirdim. Çocuğum gibi büyüttüm hepsini. Kedilerimiz varken aynı zaman da köpeğimiz de vardı, çok güzel ve asil bir köpekti, belki görünüşü yabancılar için korkutucuydu ama benim için yavru bir bebekten farksızdı. Kocaman bir Kangal köpeğiydi, ismi de öyle janjanlı değildi, bildiğin Karabaştı, fazla klasik gelebilir kimilerine göre ama ben böyle yetiştim işte bilmem anlatabildim mi? Sonra bahçeemiz vardı, içerisinde hertürlü ihtiyacımızı karşılayacak sebzeyi yetiştirirdik. Şimdi organik sebze ve meyve adı altında kazıklanıyoruz ya (aslında olması gereken organik! Sebze ve meyve iken) organik sebze ve meyvelerle büyüdüm. Lojmanda oturuyorduk, heryer yeşillik ve ağaçlıktı, bütün meyve ağaçları vardı ve ben meyveleri ağaca çıkıp yerdim. Herşey o kadar doğaldı ki...
Balık tutardım hafta sonları, mahalle maçlarımız olurdu, akşamları komşularla oturur konuşurduk, kız erkek ilişkilerinin sonu sexe gitmezdi, kardeşimiz gibi gördüğümüz kız arkadaşlarımız, komşu çocuklarımız vardı, kedilerim vardı, köpeğim vardı, behçemiz vardı, her akşam sulayacağım çiçeklerimiz vardı, hersene diktiğim ağaçlar vardı.
Şimdi ise herşey tamamen tersine dönmüş durumda, apartmanda yaşıyorum, ne kedim var ne köpeğim. Bahçem de yok, her akşam sulayacağım çiçekler de yok. Şimdi bilgisayarım, telefonum var. iyi para kazanıyorum, rahat bir işim var vs... ama düşünüyorum da bunlar mutlu etmiyor beni.
Dünyaya geç gelmişim ben. Hani genelde filmlerde duyarız ya emekli olup inzivaya çekilmek isterler. İnsanlardan uzak bir yerde, bahçeli bir ev satın alınır, hayvanlar beslenilir, üretim yapılır kendi kendine yetilir. Büyük şehirlerin kalabalıklığından uzaklaşılır, insanların iki yüzlülüğünden kaçılır, küçük hesaplar peşinde koşanlardan kaçılır.
Kaçmak istiyorum ben de bütün bunlardan. Hemen hemen hepimizin hayalleri vardır. İyi bir iş, bol para, lüks semtte apartman dairesi, lüks bir araba vs...
Benim hayalim de bu işte, bütün bu teknoljiden kaçmak, kendi kendime yetebilmek, insanların iki yüzlüğünden, şerefsizliğinden, küçük hesaplarından, çok para kazanma hırsından, bu hırs uğruna arkadaşlarını bile gözlerini kırpmadan satmalarından götü kurtarma uğruna çevresindekileri göte atmalarından, ondan, bundan tüm bu saçmalıklardan uzaklaşmak istiyorum.
Önümüzdeki beş yıllık planım budur işte! Denize yakın biryerde bahçeli küçük bir ev. Bahçesinde kediler istiyorum. Candostu istiyorum bir tane. Sabah horoz sesiyle uyanmak istiyorum, gün doğmadan balığa gitmek istiyorum, akşam bahçemde vakit geçirmek istiyorum. Oturup iki kelam edebileceğim komşular istiyorum, akşam ateşin başında dostlarımla şarkı söylemek istiyorum, doğallık istiyorum, basit bir hayat istiyorum, sadece basit bir hayat istiyorum.
Çokmu şey istiyorum?
Bazen olur ya kelimeler tükenir, söyleyeceklerin dilinin ucuna gelir de söyleyemezsin ya. Anlatamazsın ya düşüncelerini, yanlış anlamlar çıkarılmasından korkarsın ya, düzgün kelimeleri aklın bulamaz ya, dilin susar ya.
İşte öyle bir şey bu da. Bir şarkı gelir aklınıza, söyleyeceklerinize tercüman olur, kelimeleriniz olur, düşüncelerin olur, dilin olur, aklın olur, kalbin olur, olur da olur, o olur, bu olur, şu olur, olmaz denen olur.
İşte böyle şarkılar da yaranız olur, duymak istemezsiniz ama duyarsınız, söylemek istemezsiniz söylersiniz.
Böyle bir şarkı...
Sana dargınım kırgınım sana kızgınım
Haksızlık vefasızlık bu
Bu herşeyi inkar eden duygu
Ne acı yazık
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu?
Bu deli adamı unuttun mu?
Sevdin mi gerçekten ah seviştin mi?
Söyle onları da öptün mü...
Hiç üzülmedin mi düşünmedin mi halimi?
Hiç mi sızlamadı için?
Bir tek iz bile yok mu bende?
Ne acı yazık!
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu?
Bu deli adamı unuttun mu?
Sevdin mi gerçekten ah seviştin mi?
Söyle onları da öptün mü...
İşte öyle bir şey bu da. Bir şarkı gelir aklınıza, söyleyeceklerinize tercüman olur, kelimeleriniz olur, düşüncelerin olur, dilin olur, aklın olur, kalbin olur, olur da olur, o olur, bu olur, şu olur, olmaz denen olur.
İşte böyle şarkılar da yaranız olur, duymak istemezsiniz ama duyarsınız, söylemek istemezsiniz söylersiniz.
Böyle bir şarkı...
Sana dargınım kırgınım sana kızgınım
Haksızlık vefasızlık bu
Bu herşeyi inkar eden duygu
Ne acı yazık
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu?
Bu deli adamı unuttun mu?
Sevdin mi gerçekten ah seviştin mi?
Söyle onları da öptün mü...
Hiç üzülmedin mi düşünmedin mi halimi?
Hiç mi sızlamadı için?
Bir tek iz bile yok mu bende?
Ne acı yazık!
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu?
Bu deli adamı unuttun mu?
Sevdin mi gerçekten ah seviştin mi?
Söyle onları da öptün mü...
Eskişehirspor - Galatasaray
Yer: Eskişehir Atatürk Stadı
Saat: 22:00
Sezona puan olarak kötü başlamış iki takım buluşuyor yarın Eskişehirde.
İki maçında sıfır puan çekmiş ve avrupadan elenmiş moralsiz bir Galatasaray son dört maçta da yenemediği Eskişehirsporla karşılaşacak Pazar gecesi.
Moral olarak bitmiş futbolcular, kafası başka yerlerde gezen bir hoca ve yaralı kuş misali ne yapacağını bilmeden sadece çırpınan bir yönetim. Sanırım Galasarayın içerisinde bulunduğu durumu özetlemek gerekirse bu çerçevenin pek dışına çıkılacağını zannetmiyorum.
Eskişehirspor ise sezona Gençlerbirliği beraberliğiyle başladı. Yine Ankara takımlarına tutmayan şansımız bu maçta da tecelli etti. İyi oynadığımız maçta golü bulamadık ve bir puana trazı olduk. İkinci hafta Konya deplasmanında da iyi futbolumuzu gollere çeviremeyip üstüne üstlük bir defans bir de kaleci hatasından yediğimiz iki gole karşılık, Pele`nin füzesi puan almamıza yetmedi. 80 dakika tek kale oynadığımız maçta puansız dönmek gerçekten acı verici.

Süper lige çıktığımız 2008-2009 sezonundan itibaren son dört maçımızda 3 galibiyet 1 beraberlik aldığımız Galatasaray karşısında yarın da kazanacağımızı düşünüyorum Hele ki Galatasarayı bu şekilde yakalamışken mutlak 3 puanla sahadan ayrılmamız gerekiyor. Haydi Es Es`im sevindir bizi.
Yer: Eskişehir Atatürk Stadı
Saat: 22:00
Sezona puan olarak kötü başlamış iki takım buluşuyor yarın Eskişehirde.
İki maçında sıfır puan çekmiş ve avrupadan elenmiş moralsiz bir Galatasaray son dört maçta da yenemediği Eskişehirsporla karşılaşacak Pazar gecesi.
Moral olarak bitmiş futbolcular, kafası başka yerlerde gezen bir hoca ve yaralı kuş misali ne yapacağını bilmeden sadece çırpınan bir yönetim. Sanırım Galasarayın içerisinde bulunduğu durumu özetlemek gerekirse bu çerçevenin pek dışına çıkılacağını zannetmiyorum.
Eskişehirspor ise sezona Gençlerbirliği beraberliğiyle başladı. Yine Ankara takımlarına tutmayan şansımız bu maçta da tecelli etti. İyi oynadığımız maçta golü bulamadık ve bir puana trazı olduk. İkinci hafta Konya deplasmanında da iyi futbolumuzu gollere çeviremeyip üstüne üstlük bir defans bir de kaleci hatasından yediğimiz iki gole karşılık, Pele`nin füzesi puan almamıza yetmedi. 80 dakika tek kale oynadığımız maçta puansız dönmek gerçekten acı verici.

Süper lige çıktığımız 2008-2009 sezonundan itibaren son dört maçımızda 3 galibiyet 1 beraberlik aldığımız Galatasaray karşısında yarın da kazanacağımızı düşünüyorum Hele ki Galatasarayı bu şekilde yakalamışken mutlak 3 puanla sahadan ayrılmamız gerekiyor. Haydi Es Es`im sevindir bizi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Hayalmeyal
- Eskişehir, Turkey
- ... ondan sonra hayat oynamaya devam etti hepimizle... ...neyse, Ailen dışında kimse tarafından önemsenmediğini ne zaman fark ettin ? Yoksa hala fark etmedin mi ? Hedefler, hayaller, amaçlar hiç bitmeyecek değil mi ? Ne zaman bugününü yaşayacaksın? Hepimiz ölmeyecekmiyiz sonunda... Bu hırs ne için? Daha iyi araba ? Daha iyi ev ? Hangisi nefsi doyurabilir. Daha iyisi olmayacak mı sanıyorsun! ...İnsan kendisi seçmiyormu yaşayacaklarını fark etmeden de olsa... ...her neyse, fazla düşünme, plan da yapma! Sadece yaşa...
Blog Arşivi
-
▼
2010
(46)
-
►
Ağustos 2010
(17)
- KADINIM
- Eskişehirspor Galatasaray Maçı Hakkında
- En nefret ettiğiniz üç şey (mim)
- Bendeki Canı Henüz Yoramadım
- Uzun Boylu Olmak
- Seviyoruz seni Ruud van Nistelrooy
- Aylak
- Hiçbir Zaman Her Zaman
- Gidelim
- 17.08.1999 SESİMİ DUYAN VARMIIIII !...
- Yarım Kalan Hikaye(ler)
- Nerelerdesin Sen Leblebi Tozu
- Haydi ESES
- Eski sevgiliyi görmek ya da görmemek? Ne biçim mes...
- Hoşgeldin Şehr-i Ramazan
- Uzanamadik Kumsala Güneş Damlar Çişime
- Selam verdi borçlu çıkardım
- ► Temmuz 2010 (5)
- ► Haziran 2010 (11)
-
►
Ağustos 2010
(17)
-
►
2009
(209)
- ► Aralık 2009 (47)
- ► Kasım 2009 (27)
- ► Eylül 2009 (4)
- ► Temmuz 2009 (2)
- ► Nisan 2009 (8)
- ► Şubat 2009 (8)
-
►
2008
(64)
- ► Aralık 2008 (31)
- ► Kasım 2008 (22)
- ► Temmuz 2008 (1)
-
►
2007
(2)
- ► Temmuz 2007 (2)
Sosyal Ağlar
2007-2010 Hayalmeyal | Blog - Herşey birgün hayal meyal hatırlanır, valla bak :) Çalıp çırpmayın! - Sen çok yaşa Blogger





